Tirebolu Sekü Köyü’ndeki eylemlerde kim kazandı, kim kaybetti?

Devletin açmış olduğu “Tirebolu ve Görele’ye bağlı 11 adet köyde maden arama işi” ihalesine tek başına girip, 50 milyon TL gibi komik bir bedelle alan Alagöz Madencilik firması olmuştu. Firmanın sahibi AK Parti milletvekilidir.

İhale edilen alanın büyüklüğü 14 bin hektardır.

Firma bu işler için ÇED raporu hazırlamış, ilgili bakanlığa sunmuş ve bakanlık bu raporu onaylamıştı.

Ancak Alagöz firması, Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde yaptığı denetimsizlik ve kural dışı uygulamalarıyla vahşi madencilik faaliyetlerini gözler önüne sermişken, bu konuda duyarlı Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği, bakanlığın onayladığı ÇED raporunu Giresun İdare Mahkemesi’nde iptal ettirdi.

İşler beklemeye alınmışken, bir anda Alagöz firması maden sahası olarak ruhsatlandırılan Sekü Köyü’ne bir sondaj makinesi sokmak istedi.

Elinde yürütmeyi durdurma kararı olan vatandaşlar, sondaj makinesini köylerine sokmak istemedi.

Tepkiler büyüyünce olay mahalline gelen Giresun Çevre ve Şehircilik İl Müdürü, sondaj faaliyetlerinin iptal edilen ÇED raporuyla ilgisi olmadığını, sadece maden yeri tespiti için sondaj yapılacağını iddia etti. Jandarmanın da desteğini alarak, çok büyük tepkilere rağmen sondaj makinesinin maden sahasına nakledilmesini sağladı.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürü iddiasında doğru olsa dahi —ki ben zannetmiyorum— etik olarak, madenciliğin ilk basamağı olan ÇED raporu iptal edilmiş bir işe sondaj makinesinin sokulmasına izin vermemesi gerekirdi.

Demek ki talimat büyük yerden geldi.

Gelelim yazımızın ana konusuna…

Devlet ve siyasi hükümet gücünü arkasına alan Alagöz firması, kanun ve kural tanımadan, yaklaşık 200 kişilik jandarma, JÖH ve sivil polisle birlikte, olaya tepki koyan köylüleri ve çevreye duyarlı kişileri baskı ve tehditlerle sindirerek sondaj makinesini maden sahasına çıkarabiliyorsa, bunun adına mafyavari bir hareket denir ve firmaya da çetecilik sıfatı yakıştırılır.

Bu eylemler sonrası bakın kimler ne kazandı:

Alagöz firmasının ve onu destekleyen küresel sermayenin itibarı (!) güçlendi.

Aldıkları talimatı eksiksiz yerine getiren Vali, Kaymakam, Alay Komutanı ve Giresun İl Çevre ve Şehircilik Müdürü büyük bir “başarı” elde etti (!).

Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen, valiye “Sekü’deki eylemi dağıtın” talimatı veren üst amir, görevini (!) yerine getirdi.

“Anayasayı bir kere delmekten bir şey olmaz” diyen rahmetli Turgut Özal’ın açtığı yolda ilerleyip, anayasayı kevgire çevirenler; hukuk, adalet ve hak kavramlarını istedikleri gibi yönlendirebilecekleri mesajını verdi.

Bu kadar baskı karşısında doğasına ve çevresine sahip çıkmak isteyen halkın umudu çaresizliğe dönüştü. Haklarını nerede arayacakları adeta bilinmez bir denkleme dönüştü.

AK Parti Giresun milletvekilleri, güçsüz ve etkisiz olduklarını bir kez daha göstermiş oldu.

CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ise her daim halkın içinde olduğunu gösterdi.

MHP Giresun Milletvekilinin maden konusunda yaptığı açıklamada, elinde grebiyle verdiği “keserim sizi” mesajı ise kamuoyunda tepki ve alay konusu oldu.

Türkiye’de ülkeyi yönetenlerin çetelerle iş birliği yaptığı açıkça görüldü.

Aslında bana göre Sekü’deki kalabalık jandarma baskısı, bir sondaj makinesinin iletilmesini sağlamak için değil; Gezi benzeri bir süreçte olduğu gibi, halkın yasal hak arama tepkisinin hükümet karşıtlığına dönüşmesi ihtimaline karşı yapılmıştır.

Sindirilmeyeceksiniz, korkutulamayacaksınız.

Şimdilik çeteler kazanmış, duyarlı halk kaybetmiş gibi görünse de…

Elbet bir gün davasında haklı olanlar başarıya imza atacaktır.


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.