
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının 101. yıl dönümünü yarın büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Bu özel gün, Cumhuriyet’in değerini ve kalıcılığını yeniden hatırlamak için bir fırsat sunuyor. Ancak Cumhuriyet’in sadece bir miras değil, aynı zamanda geleceğe taşıdığımız bir umut olduğunu vurgulamak gerekiyor.
Cumhuriyet, Türkiye için sadece tarihi bir başarı değil, aynı zamanda geleceğin teminatıdır. Bağımsızlık uğruna verilen mücadelenin bir sonucu olarak doğan Cumhuriyet, halkın kendi kaderini belirleme iradesinin en somut ifadesidir. 1919’da Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Samsun’a çıkarak başlattığı kurtuluş mücadelesi, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık ateşini yeniden alevlendirdi. Bu mücadele, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla taçlandı. Egemenlik artık “kayıtsız şartsız milletin” olmuştu.
Cumhuriyet, Türkiye’yi laik, adaletli ve demokratik bir toplum haline getirme amacı taşır. Eşitlik, özgürlük ve hukuk devleti gibi evrensel değerler, Cumhuriyet’in temellerini oluşturur. Bu değerlerin toplumda kök salması elbette kolay olmadı; modernleşme çabaları, eğitimde, hukukta ve toplumsal hayatta büyük değişiklikler gerektirdi. Ancak her yenilik, beraberinde zorluklar ve direnişler de getirdi. Çok partili hayata geçiş, siyasi krizler, darbeler ve baskılarla dolu bir süreç yaşandı. Fakat tüm bu zorluklar, Cumhuriyet’in ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Darbeler, Cumhuriyet’in ve halkın iradesinin önünde büyük engeller oluşturdu. 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980 ve nihayetinde 15 Temmuz 2016 gibi karanlık günlerde Cumhuriyetimiz tehdit altında kaldı. Ancak milletin iradesi karşısında hiçbir güç uzun süre dayanamadı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) yaptığı gibi, halkın egemenliğine göz dikenler oldu. Ancak milletin kararlılığı, bu sinsi planları bozdu ve Cumhuriyet’in gücünü bir kez daha gösterdi.
Cumhuriyetin 101. yılına girerken, Cumhuriyet’in kazanımlarını ve ideallerini yaşatmak ve geliştirmek, her bir vatandaşın görevidir. Cumhuriyet’in temel değerleri olan laiklik, eşitlik, özgürlük ve hukuk devleti ilkeleri, her neslin sahip çıkması ve koruması gereken evrensel prensiplerdir. Gençlerimizin bu değerlerle büyümesi, Cumhuriyet’in geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Eğitim kurumlarımızda, ailelerimizde ve toplumsal hayatın her alanında bu değerlerin öğretilmesi ve benimsenmesi gerekmektedir.
Bugün, geçmişin mirasını geleceğe taşıyan bir köprü olarak, Cumhuriyetimizin 101. yılını kutlarken, aynı zamanda gelecek nesiller için daha adil, daha özgür ve daha demokratik bir Türkiye inşa etme sorumluluğumuzun da bilincindeyiz. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet’i korumak ve geliştirmek, her birimizin en büyük görevidir.
Geçmişte yaşadığımız zorluklar, geleceğe dair umutlarımızı ve kararlılığımızı pekiştirmiştir. Cumhuriyet’in değerlerini yaşatmak, onu anmak ve savunmakla mümkündür. Bu miras, genç nesillere aktarılmalı; özgürlük, laiklik ve eşitlik gibi temel değerlerin kıymeti bilinmelidir. Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi değil, her gün sahip çıkılması gereken bir değer olduğunu unutmamalıyız.
Geleceğe umutla bakan, Cumhuriyet değerleriyle yoğrulmuş bir Türkiye dileğiyle; “İlelebet Cumhuriyet var olsun!”
2