Öğretmenler Günü’nün Acı Gerçekleri

22 yaşında bir genç düşünün…

Hayatının baharında, mesleğinin ilk adımlarında.

“Orada terör var, gitme” diyenlere inat,

“Ben gitmezsem kim gidecek?” diyebilen bir yürek…

İşte öğretmen yüreği böyle bir yürektir.

Aybüke Yalçın’ı unutmadık, unutmayacağız.

Bu ülkenin geleceği için can veren tüm şehit öğretmenlerimizi rahmetle anıyoruz.

Gencecik yaşlarında, yalnızca öğrencilerinin gözlerindeki ışığı çoğaltmak için yola çıkan; terör örgütünün hain saldırılarıyla bizden koparılan onca öğretmeni…

  • Batman’da görev yapan 26 yaşındaki Hüseyin Öğretmen, sadece bayrak astığı için canice öldürülüp bayrak direğine asıldı!
  • 21 yaşındaki Neşe Öğretmen, Diyarbakır’a atandıktan 25 gün sonra babasıyla birlikte öldürüldü!
  • Diyarbakır’a atanan Nesrin Öğretmen kaçırıldı ve arkadaşlarıyla birlikte katledildi!
  • Atanalı daha 8 ay olan, evinde eşyası bile olmayan Necmettin Öğretmen Tunceli’de kaçırılıp öldürüldü. Cansız bedeni yaklaşık bir ay sonra bulunabildi…

Bugün 150 ile 200 arasında öğretmenimizin PKK tarafından şehit edildiği tahmin ediliyor. Kesin sayı yok; çünkü bu ülke yıllarca bu acıları saymaktan yoruldu. Ama bilinen şu: Bu topraklarda eğitim, sadece kara tahta ve tebeşirle değil, canla ve kanla da yazıldı.

Öğretmenler Günü’nde yalnızca şehitlerimizi değil; mevsimlik işçiliğe mahkûm edilen, güvencesiz çalıştırılan, atanamadığı için kaderi şantiyede son bulan genç öğretmenlerimizi de hatırlamak zorundayız.

83 puan alıp atanamayan, geçinmek için inşaatta çalışan ve orada hayatını kaybeden o “fedai öğretmen”…

Bugün onun da Öğretmenler Günü’dür.

Onun hayali de bir sınıfa girip öğrencilerinin gözlerine umut olmak, kalem tutturmak, hayal kurdurmaktı.

Ama sistem buna izin vermedi.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ise ayrı bir yara.

Devlet eliyle öğretmen emeğinin güvencesizleştirilmesi, kadrolu–sözleşmeli–ücretli diye ayrıştırılması, kamu vicdanında büyük bir ayıptır.

Öğretmenlik gibi bir meslek, statü statü bölünecek bir iş değildir; çünkü toplumun kaderi sözleşmeli olmaz.

Bu yıl Öğretmenler Günü’nde atılan bir başka yanlış adım ise bambaşka bir tartışmayı gündeme taşıdı:

50.000 kişinin katili olan terörist başı Öcalan’a “ziyaret” tartışmalarının bugüne denk gelmesi…

Böyle bir günün, şehit öğretmenlerin anısıyla gölgelenmesi kabul edilebilir değildir.

Devlet ciddiyeti dediğimiz kavram tam da bu nedenle önemlidir; hassasiyet, tarih bilinci ve toplumsal acıların üzerindeki saygı, devlet olmanın temelidir.

Eğitim sistemindeki eşitsizliklere gelince…

Özel okul–devlet okulu ayrımının derinleştiği, parası olanın iyi eğitim alabildiği bir düzenle yaşıyoruz.

Oysa eğitim, özele terk edilemeyecek kadar hayati bir konudur.

Savunmayı bile özelleştirebilirsiniz belki ama eğitimi asla.

Çünkü eğitimde fırsat eşitliği yoksa, toplumun geleceği yoktur.

Parası olmayan çocukların kaderi “şanssızlık” diye adlandırılmamalıdır.

Bugün özel okullarda okuyan öğrencilerle kırsaldaki bir köy okulundaki öğrenciler arasındaki uçurum büyüdükçe; bu ülke ne sosyal adaleti sağlayabilir ne de yeni bir Aziz Sancar yetiştirebilir.

Hele emekli öğretmenler başlı başına bir makale konusu. Onların hallerini de yazmak sayfalar ister.

Öğretmenler Günü’nü gerçek anlamıyla kutlamak istiyorsak, sadece çiçek vererek değil; gerçek sorunları çözerek kutlamalıyız:

  • Öğretmen istihdamı güvenceli olmalı.
  • Atama bekleyen öğretmenlerin yıllarını tüketen sistem revize edilmeli.
  • Özel okul–devlet okulu arasındaki uçurum kapanmalı. Eğitim devlet eliyle sağlanmalı, en azından ilköğretim devlet eliyle olmalı.
  • Terörle mücadele kararlılıkla sürmeli, şehit öğretmenlerin anısına halel getirecek hiçbir adım atılmamalı.
  • Eğitim siyasete, ticarete, günübirlik polemiklere malzeme edilmemeli.

Bu ülke, Aybüke’nin cesaretiyle; Şenay Aybüke’nin umuduyla; atanamayan fedai öğretmenin alın teriyle bugünlere geldi.

Tam da bu nedenle, öğretmenlerimiz sadece bir gün değil, her gün hatırlanmayı hak ediyor.

İyi ki varsınız.

İyi ki bu ülkeyi umuda, bilime, aydınlığa taşıyorsunuz.

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel