Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Giresun Ticaret ve Sanayi Odasının, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile yaptığı görüşmenin ardından Dal-Çık Projesi yeniden tartışılmaya başlandı. Bakanlığın teknik endişeleri dikkate alarak projeyi yeniden inceleme kararı alması elbette önemlidir. Ancak bu tartışmanın bir noktada gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor.
Çünkü uzun zamandır aynı sorunun etrafında dönüp duruyoruz.
“Dal-Çık mı yapılsın, Güney Çevre Yolu mu?”
Aslında bu sorunun cevabı çok basit.
Eğer Güney Çevre Yolu kısa vadede yapılabilecek durumdaysa, elbette kimsenin buna itirazı olamaz. Hatta Giresun için en kalıcı çözüm olduğu konusunda büyük ölçüde herkes hemfikirdir.
Peki gerçek öyle mi?
Ne yazık ki değil.
Bugünkü ekonomik şartlarda, kamunun yatırım öncelikleri dikkate alındığında ve projenin teknik büyüklüğü düşünüldüğünde Güney Çevre Yolu’nun yakın zamanda hayata geçirilmesi oldukça zor görünüyor. Gerçekçi olmak zorundayız. Yıllarca sürecek bir beklentiyle şehrin mevcut trafik sorununu görmezden gelmek, çözüm üretmek değil, sorunu ertelemektir.
İşte tam da bu nedenle Dal-Çık Projesi, bugün için Giresun’un önündeki en uygulanabilir seçenek olarak duruyor.
Projeye karşı çıkanların önemli bir bölümü ise teknik verilerden çok önyargılarla konuşuyor.
“Kot farkı oluşur.”
“Şehrin estetiği bozulur.”
“Sel riski artar.”
Elbette bunların tamamı mühendislerin değerlendirmesi gereken teknik başlıklardır. Eğer gerçekten eksiklik varsa revize edilir, güçlendirilir, ilave önlemler alınır. Bunun yolu projeyi tamamen çöpe atmak değildir.
Bugün dünyanın dört bir yanında mühendislik, doğanın çok daha zor şartlarına meydan okuyor.
İngiltere ile Fransa’yı birbirine bağlayan Manş Tüneli, denizin altından kilometrelerce uzanıyor.
İstanbul’daki Avrasya Tüneli, milyonlarca aracı her yıl denizin altından güvenle geçiriyor.
Norveç, fırtınalarıyla ünlü batı kıyısında dünyanın en uzun ve en derin deniz altı karayolu tüneli olan Rogfast Projesi’ni inşa ediyor.
Danimarka ile İsveç’i birbirine bağlayan Öresund Geçişi ise köprü, yapay ada ve su altı tünelini aynı projede buluşturuyor.
Dünya denizin altından ülkeleri birbirine bağlarken, biz birkaç metrelik kot farkını aşılmaz bir sorun gibi tartışıyoruz.
İşte üzerinde düşünmemiz gereken nokta tam da budur.
Elbette şehir estetiği önemlidir. Dere yatakları da önemlidir. Altyapı güvenliği de vazgeçilmezdir. Ancak bunların tamamı doğru mühendislik hesaplarıyla çözülebilecek konulardır.
Asıl tehlike ise hiçbir alternatif üretmeden sadece “olmasın” demektir.
Çünkü “olmasın” diyenlerin, yerine ne önerdiğini de duymak gerekiyor.
Eğer tek öneri “Güney Çevre Yolu yapılsın” ise, bunun hangi tarihte yapılacağını da açıklamak gerekir.
Beş yıl sonra mı?
On yıl sonra mı?
Yoksa yirmi yıl sonra mı?
Giresun’un bu kadar zamanı var mı?
Bana göre yok.
Sayın Bakan’ın projeyi yeniden teknik açıdan inceleme talimatı vermesi doğrudur. Mühendisler eksikleri görür, gerekiyorsa projeyi revize eder, riskleri en aza indirir. Ancak bu süreç, projenin tamamen rafa kaldırılması anlamına gelmemelidir.
Bu şehir artık tartışmaları değil, çözümleri konuşmalıdır.
Giresun’un ihtiyacı hayal satmak değil, uygulanabilir yatırımları hayata geçirmektir.
Mükemmel projeyi beklerken, yapılabilecek en doğru projeyi de kaybetmemeliyiz.
2