Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Bazen bir şehrin ne istediğini anlatmak için uzun cümlelere gerek yoktur.
Bir rakam yeter.
368 bin 417.
Bu rakam bir seçim sonucu değil.
Bir siyasi partinin üye sayısı değil.
Bir mitinge katılanların tahmini sayısı hiç değil.
Bu rakam; Giresun’un İstiklal Madalyalarına kavuşması ve Millî Mücadele’de verdiği tarihî mücadelenin hak ettiği biçimde tescil edilmesi için yürütülen kampanyada toplandığı açıklanan imza sayısıdır.
30 Ağustos 2025’te başlayan ve 1 Mart 2026’da tamamlanan bu kampanya; dünyanın dört bir yanındaki Giresunluların, sivil toplum kuruluşlarının ve memleketine gönül veren insanların ortak iradesini ortaya koymuştur.
Bizlerinde imza koyduğu insanlar o imzaları atarken aslında tek bir şey söylediler:
“Giresun’un tarihine ve hakkına sahip çıkın.”
Aradan aylar geçti.
Şimdi Giresunlu haklı olarak soruyor:
368 bin 417 imzanın gereği ne zaman yapılacak?
Elbette bu süreçte yapılan bazı siyasi girişimleri görmezden gelmek doğru değildir.
CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş konuyu kanun teklifiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal da aynı yönde bir kanun teklifi verdi. İstanbul Milletvekili Burak Akburak ise soru önergesiyle ve TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmalarıyla Giresun’un bu talebini gündeme getirdi.
Bunları teslim etmek gerekir.
Fakat asıl soru hâlâ ortada duruyor:
Madem konu TBMM’ye taşındı, madem kanun teklifleri verildi, madem 368 bin 417 insan bu talebin arkasında durdu; neden hâlâ sonuç alınamadı?
Giresunlunun bugün merak ettiği budur.
Vatandaş kanun teklifinin numarasını sormuyor.
Komisyon prosedürünü takip etmiyor.
Vatandaş çok daha basit bir soru soruyor:
“Giresun’un madalyaları ne zaman gelecek?”
İşte siyaset tam da burada başlıyor.
Çünkü milletvekilliği yalnızca kanun teklifi vermek, soru önergesi hazırlamak veya kürsüde konuşmak değildir.
Takip etmektir.
Kapı aşındırmaktır.
Bakanla görüşmektir.
Komisyonu harekete geçirmektir.
Gerekirse parti yönetimini ikna etmektir.
Ve sonunda sonuç almaktır.
Özellikle iktidar milletvekilleri Ali Temür ve Nazım Elmas’a burada çok daha önemli bir görev düşmektedir.
Türkiye’de siyasi gerçeklik ortada.
Muhalefet teklif verir, konuşur, kamuoyu oluşturur.
Ancak Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iktidarın milletvekilleri isterse birçok süreç çok daha hızlı ilerleyebilir.
O nedenle sorularımız açıktır:
Sayın Ali Temür…
Sayın Nazım Elmas…
İçişleri Komisyonu’nda bulunan teklifler konusunda hangi girişimleri yaptınız?
AK Parti Grup Başkanlığıyla görüştünüz mü?
TBMM Başkanı nezdinde girişimde bulundunuz mu?
Millî Savunma Bakanlığıyla temas kuruldu mu?
Cumhurbaşkanlığı makamına Giresun’un bu talebi taşındı mı?
368 bin 417 imzanın temsil ettiği irade Ankara’nın karar mekanizmalarına güçlü biçimde anlatıldı mı?
Bunlar suçlama değil.
Bunlar Giresun halkının cevap bekleyen sorularıdır.
Tam da burada Giresun’un önemli bir değerinin hakkını ayrıca teslim etmek gerekir.
Giresun Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği Başkanı Ali Kara…
Ali Kara, bu şehrin siyasetini de esnafını da sokaktaki insanını da yakından bilen, Giresun’un hafızasına sahip tecrübeli isimlerden biridir.
Yıllardır esnaf teşkilatının başında bulunmasının yanında, siyasi ve toplumsal tecrübesiyle Giresun’un meselelerini Ankara’ya anlatabilecek birikime sahip birkaç isimden biridir.
Bugün Giresun’un ihtiyacı da zaten tam olarak budur.
Kimin hangi partiden olduğuna bakmadan, “Mesele Giresun ise gerisi teferruattır” diyebilecek insanların bir araya gelmesi…
Ali Kara gibi tecrübeli isimlerin bu süreçlerde ortaya koyacağı sağduyu ve birleştirici yaklaşım önemlidir.
Çünkü bazı meselelerde makamdan önce şehir gelir.
Partiden önce Giresun gelir.
Siyasi hesaplardan önce ortak tarih gelir.
Ali Kara’nın yıllara dayanan siyasi tecrübesini, esnaf teşkilatındaki ağırlığını ve Ankara’daki temas kabiliyetini böylesine önemli bir meselede Giresun adına kullanması, şehrin ortak iradesine ciddi katkı sağlayacaktır.
Hatta kanaatimce bu meselenin çözümünde yapılması gerekenlerden biri de budur:
Milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları ve şehrin tecrübeli isimleri aynı masaya oturmalıdır.
O masada Ali Kara da olmalıdır.
Çünkü mesele kişisel değildir.
Mesele siyasi hiç değildir.
Mesele Giresun’dur.
Giresun’un Millî Mücadele tarihindeki yeri tartışmaya açık değildir.
42’nci, 44’üncü ve 47’nci Giresun Gönüllü Alaylarının fedakârlıkları ortadadır.
Haymana’da, Afyonkarahisar’da ve Anadolu’nun farklı cephelerinde toprağa düşmüş Giresun evlatlarının hatırası ortadadır.
Bugün konuştuğumuz şey yalnızca bir madalyanın metal değeri değildir.
O madalya bir hatıradır.
Bir vefa borcudur.
Bir şehrin çocuklarına bırakacağı tarihî mirastır.
Peki bu kadar açık bir tarih ortadayken Giresun neden bekliyor?
İşte bunu anlamıyoruz.
Samsun’a verilmiş.
Trabzon’a verilmiş.
İnebolu’ya verilmiş.
Gaziantep ve Şanlıurfa’nın tarihî mücadeleleri madalyayla tescil edilmiş.
Peki Giresun?
Bu memleketin Millî Mücadele’deki fedakârlığı daha mı azdı?
Giresunlu cepheye daha mı az insan gönderdi?
Daha mı az şehit verdi?
Elbette hayır.
O hâlde Giresun’un suçu ne?
Günahı ne?
Eğer önünde hukuki bir engel varsa, bunu açıklayın.
Yasal düzenleme gerekiyorsa, yapın.
Yeni bir kanun gerekiyorsa, çıkarın.
Bürokratik bir engel varsa, çözün.
Ama ne olur artık Giresunluyu belirsizlik içerisinde bırakmayın.
Üstelik mesele yalnızca İstiklal Madalyasıyla sınırlı değildir.
İstanbul Harbiye Askerî Müzesi’nde bulunan Giresun’a ait tarihî değerlerin ve emanetlerin en azından Giresun’da sergilenmesi konusunda da güçlü bir girişim yapılabilir.
Giresunlu çocuk kendi şehrinin tarihini neden yüzlerce kilometre uzaktaki bir müzede görsün?
O sancak bu toprakların insanına aitse, hikâyesi de bu şehirde anlatılmalıdır.
Bu kadar basit.
30 Ağustos geldiğinde hepimiz güzel konuşmalar yapıyoruz.
Millî Mücadele diyoruz.
Şehitlerimizi anıyoruz.
Giresun Gönüllü Alaylarından söz ediyoruz.
Topal Osman Ağa’dan, Hüseyin Avni Alparslan’dan bahsediyoruz.
Kürsüler kuruluyor.
Alkışlar yükseliyor.
Fotoğraflar çekiliyor.
Sonra?
Ertesi gün aynı sessizlik.
Kusura bakmayın ama artık bunun değişmesi gerekiyor.
Giresun hamaset değil, sonuç istiyor.
Tarihe sahip çıkmak yalnızca yılda birkaç kez konuşma yapmak değildir.
Tarihine sahip çıkıyorsan hakkını da takip edeceksin.
368 bin 417 insan imza attıysa o iradenin peşinden gideceksin.
Gerekirse bütün milletvekilleri ortak heyet oluşturacak.
Ali Temür de olacak.
Nazım Elmas da olacak.
Ertuğrul Gazi Konal da olacak.
Elvan Işık Gezmiş de olacak.
Giresun kökenli diğer milletvekilleri de destek verecek.
Sivil toplum kuruluşları masaya oturacak.
Ali Kara gibi bu şehrin siyasetini, bürokrasisini ve toplumsal yapısını bilen tecrübeli isimlerin birikiminden faydalanılacak.
Sonra Ankara’ya gidilecek.
TBMM Başkanıyla görüşülecek.
Bakanlıkların kapısı çalınacak.
Gerekirse Cumhurbaşkanı’na kadar gidilecek.
İşte biz buna mücadele deriz.
Çünkü bazı meseleler parti rozetinin üzerindedir.
Giresun’un İstiklal Madalyası meselesi de bunlardan biridir.
Kimse milletvekilleriyle kavga etmek istemiyor.
Kimseyi aşağılamak ya da hedef göstermek gibi bir niyetimiz yok.
Ama vatandaşın soru sorma hakkı vardır.
Gazetecinin sorma hakkı vardır.
Sivil toplum kuruluşlarının hesap sorma hakkı vardır.
Çünkü milletvekilliği makamının adı zaten her şeyi anlatıyor:
Milletin vekili.
Genel başkanın vekili değil.
Partinin vekili değil.
Bakanın vekili değil.
Milletin vekili.
O nedenle şu cümleyi bir kez daha hatırlatmak gerekiyor:
Vekilleri halk seçer.
Bu bir tehdit değildir.
Bu demokrasinin en temel gerçeğidir.
Halk sizi Ankara’ya yalnızca düğünlere, cenazelere ve açılışlara katılmanız için göndermedi.
Bu şehrin yolunun, fındığının, hastanesinin, yatırımının, istihdamının ve tarihî haklarının takipçisi olun diye gönderdi.
Bugün İstiklal Madalyası tartışması işte bu yüzden yalnızca bir madalya tartışması değildir.
Asıl mesele şudur:
Giresun Ankara’da gerçekten ne kadar güçlü temsil ediliyor?
Bir şehir 368 bin 417 imzayla ayağa kalktığında Ankara bunu hissediyor mu?
Milletvekilleri parti farkını bir kenara bırakıp aynı masaya oturabiliyor mu?
Şehrin kanaat önderleri, oda başkanları, sivil toplum kuruluşları ve siyasetçileri ortak bir hedef etrafında birleşebiliyor mu?
Bugün sınavımız budur.
Sayın milletvekilleri…
Giresun sizden mucize istemiyor.
Kavga istemiyor.
Bahane hiç istemiyor.
Şunu istiyor:
Çıkın ve anlatın.
“Hangi kurumla görüştük?”
“Ne cevap aldık?”
“Önümüzde hangi engel var?”
“Komisyon süreci neden ilerlemiyor?”
“Bundan sonra ne yapacağız?”
Varsa engel, Giresun bilsin.
Yoksa da gereği yapılsın.
Ve bu noktada Giresun’un tecrübeli isimleri de sorumluluk üstlensin.
Ali Kara gibi yıllardır hem siyasetin hem esnaf teşkilatının içinde bulunan insanların bilgi birikimi bu şehrin ortak meselelerinde kullanılmalıdır.
Çünkü şehirler yalnızca milletvekilleriyle yönetilmez.
Şehirlerin hafızasını taşıyan insanlar vardır.
Tecrübesini gerektiğinde ortaya koyan kanaat önderleri vardır.
Ali Kara da Giresun açısından bu isimlerden biridir.
Bugün ihtiyacımız olan, tecrübeyi kenarda tutmak değil; ortak hedef için değerlendirmektir.
368 bin 417 imza bir dosyanın içerisinde unutulacak rakam değildir.
Her imzanın arkasında bir insan vardır.
Bir Giresun sevdası vardır.
Haymana’da yatan bir şehidin hatırası vardır.
Afyonkarahisar’da toprağa düşmüş bir Giresunlu vardır.
Cepheye gidip dönemeyen dedelerimizin emaneti vardır.
Ve bugün yaşayan Giresunluların vicdanı vardır.
Bu nedenle son sözümüz kavga değil, çağrıdır:
GİRESUN’UN HAKKINA SAHİP ÇIKIN.
368 BİN 417 İMZANIN AĞIRLIĞINI ANKARA’YA HİSSETTİRİN.
Milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları, oda başkanları ve şehrin tecrübeli isimleri aynı masaya otursun.
Ali Kara’nın tecrübesinden de yararlanılsın.
Ve artık Giresun’a yeni bir nutuk değil…
Bir sonuç getirilsin.
Çünkü Giresun yeterince bekledi.
2