Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

30 Ağustos Zafer Bayramı’nı yine geride bıraktık. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Diyanet İşleri Başkanı, geleneğini bozmadı; Atatürk’ün adını ağzına almadı. Bu Cuma hutbesinde de anmadı. Oysa o makamda oturuyorsa, bu cumhuriyet ve bu devlet sayesinde oturuyor. Hem de öyle mütevazı şartlarda değil; lüks içinde, en pahalı arabalara binerek, yurtiçi-yurtdışı seyahatlerle… Bugün 42 ülkeye gitme imkânını sağlayan makam da, maaşı da, bütçesi de bu cumhuriyetin eseridir.
Ama gelin görün ki, o koltuğun kurucusu olan Atatürk’ün adını anmaktan dahi imtina ediyor. Bunun adı basit bir unutkanlık olamaz; bu artık sistematik bir tavır, bir tercihtir. Aynı tavrı Emniyet Genel Müdürlüğü’nde de gördük. 30 Ağustos’u Atatürk’süz kutladılar, tepkiler üzerine sonradan düzeltme yoluna gittiler.
Bu tavırlar yeni değil, son yıllarda “feslilerle” beraber çoğaldı. Gündemi değiştirmek, geçmişle hesaplaşma görüntüsü vermek… Ama neye yarar? Atatürk’ün büyüklüğünü, zaferlerini anlatmaya zaten gerek yok. O, tarihe yazılmıştır. Dua etseler de etmeseler de, Atatürk’ün adı bu milletin hafızasından silinmeyecek. Kaldı ki bu diyanetin duası, Atatürk’e geçer mi? Sanmıyorum.
Tabiki zihniyeti bozuk, Türk olmanın ve Türk kanı taşımanın onurunu hissetmeyenlerde, Cumhuriyetin faziletini, bağımsızlığın değerini ve Ulu Önder Başkomutan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamaları ve saygı duymaları beklenemez.
Giresun’da da benzer bir olay yaşandı. Müftülüğün düzenlediği bir hafızlık icazet törenine, Mustafa Demirkan adlı eski imam davet edilmişti. Toplumun ve siyasi parti temsilcilerinin tepkisi üzerine iptal edildi. Çünkü bu isim, geçmişte Atatürk’e hakaretleriyle biliniyor. 2021’de Ayasofya’daki programda, “Bu zincirler, bu putlar, bu tağutlar ortadan kalksın” diyerek Atatürk’ü hedef almıştı. O sözler haklı olarak büyük tepki topladı. Hakkında soruşturma açıldı, siyasiler kınadı. Ama belli ki bazı çevreler hâlâ bu isimleri “hocaefendi” diye davet etmekte sakınca görmüyor.
Bütün bunlar aslında bir zihniyet meselesi. Atatürk’ün adını silmeye çalışanların, onun kurduğu kurumlarda yer işgal ediyor olması büyük bir ironidir. Diyanet, Emniyet, hatta bugün devletin tüm kurumları… Hepsi Atatürk’ün eseri. Atatürk’ün ismini yok sayarak aslında kendi varlıklarının temellerini inkâr ediyorlar.
Oysa milletin vicdanında Atatürk’ün adı her geçen gün daha da büyüyor. Çünkü insanlar görüyor: Cumhuriyet sayesinde özgürüz, bağımsızız, bayrağımız dalgalanıyor. Bu gerçeği değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Atatürk’ü görmezden gelmek, aslında kendi küçüklüğünü ilan etmektir.
Vicdani alanda kalması gereken kutsal din siyasetin emrinde sömürülüyor.
“Ak parti iktidara gelirken neyi hayal etti biliyor musunuz.??
eğitimsiz insan modeli üzerine bir ülke hayal etti..
Bu ülkede bir enerji bakanı ‘eğitim seviyesi arttıkça oylarımız düşüyor’ dedi mi?
Dedi…!!
Bu ülkede bir YÖK Başkanı Yardımcısı;
‘Mümkünse hiç okumamış insanların ferasetine güveniyoruz.!’ dedi mi.??
Dedi..!!
Sizin en büyük probleminiz daha önce bu gerçeklerle yüzleşmemiş olmaktır..!!”
2