Kısa ordu tarihi (9)

Yayınlama: 10.07.2024
Düzenleme: 10.07.2024 14:25
12
A+
A-

Bugün lâfı hiç fazla uzatmayıp, doğrudan Attila İlhan’a başvuracağım…

“kim kaldı
müdafaa-i hukuk cemiyeti’nden
avcı ceketi
körüklu çizme
astragan kalpak
bazen ittihatçı’ hafifiştirakiyun’
öfkeli kaşları salkım saçak
kumral bıyıkları mahzun
hani felaket tütün içerler
ceplerinde idam fermanları
bellerinde Söğüt yaprağı bıçak
ya millet meclisi’nde meb’us
ya kuva-yi seyyarede asker
kadehlerde rakı
nazlı beyaz
vaniköy korusunun `teşrinler’deki sisi
gramofonda incesaz
meyhane musikisi
o şenliklerden heyhat kim kaldı
ezeli dalgınlığımızın ıslığıdır ney
keman yanlış anlaşılmasından tedirgin
utlar vahim sorular soruyor
öldü nazım samilof sarı mustafa
yıkılmış strasnoy ploscat’ın saat kulesi
eski bolşeviklerden kim kaldı?”

“manastır’da eskiden
cam çerçeve ayna
‘askeri mahfel’de
ay ışığı dolardı bardaklarına
erguvan bıyıklı
‘erkânıharplerin
henüz dönmüşler berlin’den
genç ağaçlar gibi yakışıklı
tekgözlükleri elde
omuzlarında pelerin
mürüvvet ‘hassaten’
eşref bey’i hatırlıyor
kolağası mıydı neydi
‘fevkalade kendinden emin’
dolu mavzer gibi korkutucu
bakışları küstah
adeta ısırıyor
o eski manastır ah”

“galiba bir düğündeydi
balkan harbi’ne ‘tekaddüm eden’ günler
havada siyah
toz halinde bir top uğultusu
redif kışlasında müzika-yı hümayun
çoluk çocuk avluya doluşmuş
yaşamak hüner”


“rüyalarında 1324 / eski manastır
buğulu aynasıdır unutulmaz ümitlerin
gece mavisi atlarından iner
rap rap / ay karanlık ‘mülâzim’ler
el basarak
‘kur’an-ı azim-üş-şan’ üstüne
yemin etmişler
tabanca ve bayrak
‘mülkü zulümden kurtarmak için”
….

“gözlerinin önünden
gitmez o manzara
tüyden hafif bir güneş
taze yıkanmış üzüm aydınlığı
borazanlar ‘içtima’ çalıyor
talimat dünden
törene dördüncü batarya katılacak
(eşref bey’in bataryası)
anlaşılmaz bir sıcak
ortalık ana baba günü
yağlı bir fes kalabalığı dalgalanıyor
neferi zabiti esnafı işçisi
arnavut türk ve rum
yahudi ve bulgar
makedonya dağlarının özgürlüğünü
gözlerine işlemiş komitacılar
iplik iplik kan
ateş menekşesi
‘hürriyet’ birdenbire açıklanıyor
binbaşı vehip bey tarafından
çıkmış top arabasının üstüne
(altmış numaralı top arabası)
konuşan sanki topun namlusudur
yani vatan”

“bu akşam da gelmedi yüzbaşı schröder
boğaz’daki o yalıya davetliymiş
(çepçevre salkımsöğütler)
zeynep adını dilinden düşürmüyor
sevdalı bir türk kızı esmer
camların önünde oturur
elinde gergef
sieber ‘paşa’ anlatır durur
bu ‘mülkün’ parçalanmasını içi götürmüyor
hah hah hah
ne yapıp yapıp
‘yekpare muhafaza edilmeliymiş’
hah hah hah
bir ‘lokma-yı şahane’de yutabilmesi için
kayzer hazretleri’nin
bir taksimle uyanır o görünmez tambur
sultanı yegah
kayısı bahçelerinde şam-ı şerifin
mübarek sahur zamanları
ay ışığında yarasalar
yıldızlardan yağmur
kederli bir dalgınlık sarar
‘yıldırım orduları’ndan geride kalanları
ne yapsalar kurtulamazlar
ah nasıl unutulur
nasıl unutulur
şehrin düştüğü akşam
ışıklar sönmüştü ansızın
sokakları bedevi bir karanlık dolduruyor
karanlığı paldır küldür atlılar
iç mahallelerde yangın
yalazı camlara vuruyor
bir ara faysal görünmüştü
sakalı yaldız tozu
kibirli bir hayalet
soğuk mavi birisi var
yanında zehirli sarışın
lawrence adındaki İngiliz casusu
elbette odur
karanlıkta gözyaşları damla damla tambur
bir eski rüyadan çağrışımlar / evet
miralay ali osman bey’in beşli revolveri
cemal paşa’nın beyrut’ta astığı araplar
nablûs karargâhı’ndaki içki âlemleri
‘münzevi ve mükedder’ eşref bey
sabah ezanları köyden köye yayılıyor
hey gidi hey
‘mülk’ sözde osmanlı’nın ama
alaman’ın elinden
İngiliz alıyor”

Evet…Elde sadece hüzün kaldı, bir de Attila İlhan.

Özlemiş miyiz?

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.